Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Meltem TV’de canlı olarak yayınlanan Diyalog programında Muharrem Bayraktar’ın sorularını cevapladı. Programda Ehl-i Beyt konusunda önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Haydar Baş, “Ehl-i Beyt’le böyle bir güzel sohbete başlamamız, Allah’ın rızasını kazanmamızda Cenabı Peygamber Efendimizin şefaatini hak etmemizde en büyük vesiledir” diyerek konuşmasına başladı. Sünni bir dünyanın insanı olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “Ama şunu itiraf etmeliyiz: Ben medresede okudum, ilahiyatta okudum, doktora tezimi verdim profesör oldum, Ehl-i Beyt’i hiçbir yerde bize anlatmadılar, izah etmediler” dedi. Prof. Dr. Haydar Baş şunları söyledi: “Benim doktora tezim Veda Hutbesi’nde İnsan Hakları’dır. Peygamberimizin Veda Hutbesi’nin insan hakları açısından incelemek da elhamdülillah bana nasip oldu. Biz Peygamber efendimizin Veda Hutbesi’nde irad ettiği hutbenin dışında bir hutbe bilmiyorduk. Bendeniz Azerbaycan’da üniversitede 15 tane profesörden oluşan heyetin karşısında doktora tezimi savunurken burada bir felsefe hocası –zaten benimki felsefe doktorasıydı- dedi ki; “Niçin Gadiri Hum’dan bir parça alıp da Veda Hutbesi’nde olduğu gibi tahlil etmedin?” Ben Gadiri Hum’u ilk defa orada duydum. Ama ne demek istediğini de anlamadım. Benim tez hocam Vasım Bey, ‘Sen onlara deki; ben inşallah tezimi genişletme durumunda Gadiri Hum konusunu da ele alacağım.’ Gadiri Hum nedir diye sorduğumda Vasım Hoca ‘Peygamberimiz Veda Haccı’ndan sonra Gadiri Hum denilen yerde bir hutbe daha irat ediyor’ dedi ama işin teferruatına girmedi.”
“Ehl-i Beyt Külliyatını kaleme alırken ufkumuz açıldı, meğer dinin özü, İslam’ın özü Ehl-i Beyt’miş” diyen Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu: “Mehmet Emin Koç hocayı Hatay’a gönderdim ve “Siyasette vatandaşın huzurunu, mutluluğunu, geçimini, eğitimini, tarımını hülasa diğer ihtiyaçlarıyla ilgili sorunları çözmek için kurulan partiler vardır. Biz de bunlardan bir tanesiyiz. Bu Alevi arkadaşların dertleri nelerdir, bunlara ne çare bulabiliriz. Git Hatay’daki dedelerle görüş” dedim. Hatay’da Hasan Hüseyin dedemizle üç gün boyunca görüştü. Ben onu telefonla aradığımda ‘Hocam Hasan Hüseyin dedemizle beraberiz, bize Alevileri çok yanlış tanıttılar. Aleviler öyle değilmiş. Çok temiz insanlar. Ben gelip size bunları aktaracağım ama sizin de buraya gelmeniz gerekiyor. Biz Mehmet’in dönüşünden yaklaşık bir buçuk ay sonra Hatay’a gittik. Hasan Hüseyin dede bizi 20 tane dedeyle birlikte çok önceden dostluğumuz olan insanlar gibi yakınlıkla karşıladı. 80 yaşlarında çok temiz bir insan. Gittik onlarla güzel bir sohbet ettik. Bu sohbet esnasında ben ‘İnşallah İmam Ali hakkında bir eser yazacağım’ diye söz verdim. Allah nasip etti, İmam Ali hakkında güzel bir eser ortaya çıktı. Ehl-i Beyt’in ne manaya geldiğini biliyorduk ama araştırma sonucu bir bilgimiz yoktu. Herkesin bildiği gibi Ehl-i Beyt’in peygamber ailesi olduğunu sanıyorduk. Baktık ki Ehl-i Beyt bizim zannettiğimiz gibi Peygamber ailesinin tamamı değilmiş. Hamsei ali aba denilen Peygamberimizin de dâhil olduğu beş kişi. İşte Ehl-i Beyt dediğimiz insanlar topluluğu bunlardır. Ben eserlerimde bunlardan geniş geniş bahsettim. Zaten Ehl-i Beyt Külliyatı olarak 14 tane eser yazdık. Zannediyorum 14-15 bin sayfalık bir eserdir bunlar. Bu eserleri yazarken bilgi sahibi olduk, burada ufkumuz açıldı, meğer dinin özü, İslam’ın özü Ehl-i Beyt’miş.”
Bu gerçekleri gizlemek mümkün değil. Benim kitaplarımda Hz. Ali ve Hz. Fatıma’yla ilgili yüzlerce Hadisi Şerif var. Bunu nasıl gizleyecekler. Yani Sünni dünya bunun üstünü örttü ve o tarafa hiç girmedi.”
Konuşmasının bu bölümünde Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyt’le ilgili hadislerinden örnekler veren Prof. Dr. Haydar Baş, “Bir rivayette Peygamber aleyhisselam Fatıma’ya şöyle hitap ettiği yer almaktadır: “Ey Fatıma Allah Ali’yi 7 hususta benimle bir kıldı. O kabri açılıp benimle birlikte dirilen ilk kimsedir. O benimle Sırat başında duran ve Cehennem ateşine ‘bunu al, bunu bırak’ diyen kimsedir. O benden sonra giydirilen ilk kimsedir. O arşın sağında benimle birlikte duran kişidir. Cennet kapısını ilk defa çalacak olan ilk kimsedir. O cennetin en yüksek makamı illiyyün makamına yerleşecek ilk kimsedir. O benimle birlikte mühürlenmiş şarabı içecek olan kişidir.” Bu şarap bizim hatırımızdaki şarap değildir. Allah’ın nimet olarak kullarına ikram edeceği içecek. Bu içeceği Allah ilk önce Hz. Ali’ye verecek. Bir başka Hadisi Şerif’te Peygamber Efendimiz buyurdu ki, “Bilin ki, kim Ali’yi severse beni sevmiştir. Kim de beni severse Allah ondan razı olur.” Allah bir kimseden razı olursa onu cennetle mükâfatlandırır. Demek ki Hz. Ali’yi seven insanın mükâfatı cennettir.”